Bugun...
SON DAKİKA

Yerli ve milli savaş uçağına doğru

 Tarih: 22-07-2019 18:12:00
Tayfun Altunkaynak

2017 yılında kararlaştırılan ve ABD ile gerilimin fitilini ateşleyen S-400 tartışmalarında sona gelindi. Rusya’dan alınan hava savunma füzelerinin transferi yapılmaya başladı.  ABD tarafından başlatılan ve ülkemizin NATO’ya sadıklığının sınandığı bu tartışmalar neticesinde daha öncede Amerika’dan görmeye alıştığımız emirci tutumdan yine vazgeçmeyerek Türkiye’nin dahil olduğu F-35 programından çıkarılmasına karar verildi.

 

 

Neden istenmedi bu hava savunma sistemi?

 

2013’te en ciddi adım atıldı. Aslında geç bile kalınmıştı bu adım için çünkü etrafında türlü oyunlar kurgulanan bir ülkenin hava savunmasının zayıf olması düşünülemezdi.

 

Sorunun cevabı burada aslında. Zayıf olması isteniliyor Türkiye’nin. Başını kaldırmasın, verilen ile yetinsin ve Ortadoğu’daki kumpasa engel olmasın isteniliyor. Ancak dünyanın en gerilimli coğrafyası olan Ortadoğu’da olan ülkemizin bu alanda olan çatışmalardan ve dev ülkelerin dibimizdeki güç savaşlarına seyirci kalmamız düşünülemez elbette. Artık söz dinleyen değil, söz söyleyen bir ülke olduğumuzun en sağlam adımıdır bu S-400 alımı. Bunun başka izahı olamaz.

 

 

 

Nedir bu S-400?

 

Alanının en iyisi olan S-400 füzesi muadili sistemlere göre 2 katı menzile ve 3 katı izlenen hedef menziline sahip olmakla birlikte Türkiye’nin hava savunma zaafını büyük oranda kapatacak güce sahip.

 

Bu sistemi ABD, “Alamazsınız, yaptırım uygularız, Alır fakat getiremezsiniz, Radarları aktif edemezsiniz.” dedi. Yapamazsınız, edemezsiniz dedikleri her şeyi yaptık. Ve göze battık. Kendisine muhtaç olmamızı isteyen ve bu konuda her türlü mızıkçılığı yapmaktan geri durmayan Amerika, Türkiye’nin eskisi gibi olmadığının farkına varmaya başladı. Ama mesele S-400, F-35, Su-57 meselesi değil. Mesele egemenlik meselesi. Sağın-solun dediğiyle değil, kendi kararlarımızı uygulama meselesi. Ve bu daha başlangıç. Rusya, Su-57 konusunda şimdiden satış için sinyali verdi. Ama yarın Rusya ile ilişkilerimiz nasıl olur bilinmez. Onun için madem her fırsatta yerli ve milli çağrısında bulunan Cumhurbaşkanımız varken ben diyorum ki; kendi savaş uçağımızı yapalım. Önce gençleri mühendis olmaya teşvik edelim. Sonra bu mühendisleri mesleğe yada vatana küstürmek yerine işlerini yapmaya yönlendirelim. Atatürk’ün gözü gibi güvendiği Türk gençliği elbette bu sorumluluğun altından kalkacaktır.

  Bu yazı 84 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI